image
image

ruhunuseytanasatanadam:

image

payedar:

viyoledusALT

Yanılsamaların yansımasında sıkışıp kalmış varoluş sancılarımın anlamı. Bir yağmur yağdı bir yaz günü, çatlayıp, kurumuş toprağın yaralarını sarıp kapattı, ruhumu balkona astım yaralarını da sarıp kapatsın diye, yağmur ruhumun içinden geçti, sarıp kapatılmadı yaraları. Gecenin içindeyim, gerçek kabusa karışmış, acı duymuyorum, zaten acı hissetmediğim anlar hiçbir şey hissetmiyorum, hissiz, gövdesinden koparılmış, kurumuş bir dal gibi, cesedi çürümeye başlamış bir at gibi kalıyorum gecenin kuru karanlığında. Günlerim anlamsızlıklarla dolu geçip gidiyor, yüzümü çevirecek gerçek bir yüz bulamıyorum, sahtelikle ve doğallığını kaybetmekle dolu her yanım. Rengi solmuş gördüğüm bütün gökkuşaklarının, maviliğini yitirmiş denizler ve gökyüzü. Ölmek üzere olan karınca kanatlanıp uçarmış ben ise soyut bir bataklığa gömülüyorum, kör karanlık kuyulara düşüyorum, dipsiz uçurumlardan atılıyorum. Çoktan kaybettim biliyorum.

maaleseftenliyillar:

image

Evin içinde sıkıntıyla yürüyüş, bir odadan diğerine giriş, düşünmenin zulmü altında geçen bir kış.

(via 2-a-2)

deriinlerde:

image

Meğer ne çok yanarmış canı insanın, baktığı yerde göremeyince görmek istediğini.

communicants:

It Rains On Our Love (Ingmar Bergman, 1946)

epifizz:

Yitmek ve yitirmek… 

Käthe Kollwitz’in figürleri işte bu melankolide savrulur durur. Mutlaka bir şeyler yitirmiş ve bir şeylerden yitmişlerdir. Gülümseyemeyecek hatta ağlayamayacak kadar…

(via ruhunuseytanasatanadam)